HALK SAĞLIĞI ALANINDA HAŞERE MÜCADELESİ

           

            Halk sağlığı alanında haşerelerle mücadelede Kurumumuza, kurumlara, özellikle yerel yönetimlere ve bireysel kullanıcılara önemli görevler düşmektedir. Kurumumuzca haşere mücadelesinde kullanılan ürünlerin ruhsatları titiz çalışmalar sonucu düzenlenmekte kimyasal analizleri ve biyolojik etkinlikleri yetki verilen laboratuarlarda yaptırılmakta ve kullanımına izin verilmektedir.

            Halk sağlığı alanında kullanılan bu ürünler genel olarak biyosidal ürün olarak adlandırılmaktadır. Biyosidal ürün; “Bir veya birden fazla aktif madde içeren, kullanıma hazır hâlde satışa sunulmuş, kimyasal veya biyolojik açıdan herhangi bir zararlı organizma üzerinde kontrol edici etki gösteren veya hareketini kısıtlayan, uzaklaştıran, zararsız kılan, yok eden aktif maddeleri ve müstahzarları” ifade edilmektedir.

       Avrupa birliği mevzuatına uyumlu olarak 31.12.2009 tarihli ve 27449 sayılı Biyosidal Ürünler Yönetmeliği yayımlanarak yürürlüğe girmiştir. Bu yönetmeliğin yürürlüğe girmesiyle kullanılan ürünler 23 ürün tipine ve dört ana gruba ayrılmıştır;

              1- Dezenfektanlar

              2- Koruyucular

              3- Haşere kontrolü için kullanılan biyosidal ürünler

              4- Diğer biyosidal ürünler

Zararlı türüne göre 23 ürün tipinden hangisinin veya hangilerinin kullanılacağına karar verilerek ruhsat düzenlenmektedir.

       Uzun bir ruhsat sürecinden geçirilen bu ürünler yerel yönetimler ve bireysel kullanıcılar tarafından amacına ve etiketine uygun kullanılmadığında hiçbir işe yaramamakta ve faydadan çok zarar verebilmektedir.  Bu bağlamda izin verilen bu ürünlerin kullanım usul ve esaslarını belirlemek amacıyla 27.01.2005 tarihli ve 25709 sayılı Resmî Gazetede yayımlanan Halk Sağlığı Alanında Haşerelere Karşı İlaçlama Usul ve Esasları Hakkında Yönetmelik yayınlanmıştır. Daha sonra ruhsatlandırma sürecinde Avrupa Birliğine uyum ile birlikte yönetmeliğin adı “Biyosidal Ürünlerin Kullanım Usul ve Esasları Hakkında Yönetmelik” olarak değiştirilmiştir. 

       Söz konusu yönetmelik ile “halkın sağlığını ve huzurunu bozan zararlılara karşı biyosidal ürün kullanarak mücadele etmek isteyen gerçek ve tüzel kişilere ait işyerlerinin çalışma usûl ve esasları ile resmi kurum ve kuruluşların uygulama usul ve esaslarını belirlemek” amaçlanmıştır.

       Yönetmelikte izin alma ve başvuru şartları, izin alma zorunluluğu, başvuru için gereken belgeler, mesul müdür eğitimi, uygulayıcı personel, bina durumu, bulundurulması zorunlu asgari birimler, alet-cihaz ve gereçler, her ekip için ilkyardım çantası zorunluluğu, kaza ve zehirlenmelerde sorumluluk, çalışma süresi ve şartları ile çalışanların sağlık kontrollerine ilişkin düzenlemeler getirilmiştir. Kurumumuzca düzenlenen mesul müdür eğitimleri ve yetki verilen kamu kurum ve kuruluşlarınca düzenlenen uygulayıcı eğitimleri ile ilaç uygulamasının amacına uygun yapılması, haşereler ile bilinçli mücadele edilmesi, toplum ve çevre sağlığının korunması için çalışılmaktadır.

       Halk sağlığı alanında zararlılarla mücadele amacıyla kullanılan kimyasal ve biyolojik ürünlerin bilinçli ve uzman kullanıcılar tarafından uygulanması hem ilaçların gereksiz kullanımını önleyecek hem de haşere mücadelesinin etkin yapılmasını sağlayacaktır. Her ilacın her zararlıya etkili olmadığını bilerek, ilaçların ruhsat ve etiket bilgileri doğrultusunda uygulanması için mesul müdürler, ekip sorumluları ve uygulayıcılar eğitilmekte bilinçlendirilmektedir.

       Sivrisinek, karasinek, kene, sıçan ve fare gibi zararlı haşerelerle mücadelede kullanılan ürünler, toplumun tüm kesimlerini ilgilendirmektedir. Çünkü bu mücadelede kurumların aldığı tedbirleri hem toplumsal hem de bireysel olarak uygulanması gerekmektedir.

       Şehirlerimizdeki ilaçlama hizmetleri, belediyelerimiz ile birlikte Bakanlığımız tarafından izin verilen işletmeler tarafından yapılmaktadır. Zararlılarla mücadele hiç kuşkusuz bilinçli yapılmak zorundadır. Vektörler ile bulaşan hastalıkların önlenmesi için vektör mücadelesinin eğitimli kişiler tarafından yapılması önemlidir.  Biyosidallerin ruhsatlandırma işlemleri çok iyi şartlarda yapılsa dahi, ilaçların amacına ve etiketine uygun kullanılmaması halinde başarıya ulaşılamamaktadır.

       Diğer taraftan insan sağlığına ilişkin çevresel risk faktörleri arasında kimyasallarda bulunmaktadır. Büyüklere zararsız olan bir takım kimyasallar bebeklere, çocuklara ve yaşlılara zararlı olabilmektedir. Gelişme döneminde birçok kimyasalın embriyo ve fetüs üzerindeki olumsuz etkisi bilinmektedir.

       Fetal gelişme sırasında kimyasal etkilenimler büyümede gecikmeye, embriyo veya fetüste ölüme yol açabilmektedir. Bazı kimyasallar doku ve hücrelerde birikim yaparak kansorojen etki gösterebilmektedir.

       Toplum ve çevre sağlığının korunması, çevre bilincinin eğitimi ve yaygınlaştırılması, bu konudaki gerekli hukuki altyapının tamamlanması ve çağdaş bir yaptırım mekanizmasının kurulabilmesi açısından kurumlara da büyük sorumluluklar düşmektedir.

       Sonuç olarak söylenebilirki haşare mücadelesi mümkünse biyolojik olarak yapılmalı, haşerelerin üreme ve beslenme alanları kontrol altına alınmalı, mutlaka ilaç kullanmak gerektiğinde ise izinli ürünler kullanılması, etiket bilgilerindeki kullanım şekli ve uyarılara uyulması haşare mücadelesinin etkin yapılmasını sağlayacaktır.